1999'da ilk sitelerimizi yaparken işin tamamı HTML'di. Ne yazdıysak o görünüyordu. Tarayıcı araya girip bir şeyi kendince yorumlamıyordu; sayfa neyse oydu.
O dönemde on page SEO henüz teknik SEO'yu doğurmamıştı, ikisi tek parçaydı. Üç yere bakardık: title, meta description ve meta keywords. Bu üçü tamsa on page SEO neredeyse bitmişti.
AltaVista o yıllarda çok güçlüydü. Keywords alanına yazdığımız kelimeler onun için gerçekten belirleyiciydi. Bugün kimsenin dönüp bakmadığı o etiket, o zaman işin tam merkezindeydi.
1999'dan bugüne çok şey değişti. Hayatımıza GEO girdi, Next.js girdi, Chrome tarayıcı piyasasını ele geçirdi. On page SEO da o üç etiketten çıkıp bugünkü hâline geldi.
Ama bir şey hiç değişmedi. SEO'da kod önemlidir, teknik önemlidir; buna itirazım yok. Belirleyici olan ise ortaya nasıl bir ürün koyduğunuzdur.
Şöyle düşünün. YouTube'da başlığınız da açıklamanız da işe yarar. Peki insanlar o videoyu neden izler? Başlık yüzünden değil, videonun kendisi yüzünden. SEO'da da durum aynı. Teknik parametreler önemli; asıl önemli olan sitenizde neyi çözdüğünüz.
On Page SEO Neden Hep Geç Kalıyor
Bugüne kadar on page SEO şöyle bir iş oldu. Siteyi yayına alırsınız. Sonra birkaç araçla bakarsınız. Daha sonra Search Console'da veri birikince onu yorumlarsınız.
Yani gözden kaçırdığımız şeyi, kaçırdıktan sonra fark ediyoruz.
Bana hep ters geldi bu. Bir hatayı en ucuz düzelteceğiniz an, henüz kimsenin görmediği andır. Yayından bir hafta sonra Search Console'da görmek, düzeltmek, sonra Google yeniden tarasın diye beklemek; en pahalı yol bu.
Sebebi de basit. Denetim araçlarının hemen hepsi aynı mantıkla çalışır: siz bir adres verirsiniz, onların sunucusu o adrese gider, sayfayı indirir, bakar. Zinciri kuran şey de kıran şey de aynı. Sayfaya dışarıdan ulaşılabilmesi gerekiyor.
Peki ulaşılamayan sayfa ne kadar var? Sandığınızdan çok. Bilgisayarınızdaki localhost, müşteriye göstermeden önceki staging sunucusu, şirket ağındaki intranet, giriş yapmadan açılmayan üyelik sayfaları, sepet, ödeme adımı, henüz yayımlamadığınız taslak. Hepsi gerçek. Hepsi bir gün Google'ın karşısına çıkacak. Ama hiçbirine bugün bakılamıyor.
Elimizde Zaten Bir Motor Vardı
Bir gün şunu fark ettik: Türk SEM'in zaten kapsamlı bir SEO analiz motoru var ve biz onu yalnız kendi panelimizde çalıştırıyoruz.
Dedik ki; bu on page analiz çekirdeğini alalım, bir Chrome eklentisine taşıyalım. Dünyanın neresinde olursa olsun web tasarımcılar sorunları yayına girmeden, kendi localhost adreslerinde, kendi tarayıcılarında görsünler.
Yazılım mühendisi ekibimiz kolları sıvadı. Aylar süren bir çalışmanın sonunda motor eklentinin içine girdi. Analiz artık tamamen tarayıcıda koşuyor. Sayfanız hiçbir yere yüklenmiyor, bizim sunucumuza tek bir istek bile gitmiyor. Zaten gidemez; çünkü o sayfayı gören tek şey sizin tarayıcınız.
İşin pratik tarafı da güzel. Sayfa sınırı yok, günlük kota yok, sıraya girmek yok. Bir sayfayı elli kez analiz edin, kimseye bir maliyeti olmuyor.
Neye Bakıyor
En çok emek verdiğimiz kısım burası oldu. Kontrol listesi çıkaran araç zaten çok; biz hüküm verebilen bir şey istedik.
İndekslenebilirlik Hükmü
Sayfanın Google'a girip giremeyeceğini tek cümleyle söyler. Arkasında beş sinyal var: meta robots, X-Robots-Tag, robots.txt, canonical ve hreflang. Bunlar Google'ın uyguladığı sırayla tartılır ve aralarında çelişki varsa çelişki adıyla söylenir.

Sevdiğim bir örnek vereyim. robots.txt ile kapattığınız bir yolda noindex etiketi duruyor. Mantıklı görünüyor değil mi, kapıyı iki kere kapatmışsınız. Fakat; Google o sayfayı hiç indirmediği için noindex'i okuyamıyor ve sayfa dizinde kalmaya devam ediyor. İki doğru şey yan yana gelince yanlış üretiyor. Bunu gözle yakalamak zor.
Kaynak HTML ile Ekrandaki Sayfa Arasındaki Fark
Sunucudan gelen ilk yanıtı, JavaScript çalıştıktan sonraki hâlin yanına koyar. Title, canonical, meta robots, H1 dizisi ve hreflang seti iki sütun hâlinde durur. JavaScript neyi eklemiş, neyi değiştirmiş; görürsünüz.

Modern altyapılarda sürprizlerin çoğu bu farkta yaşıyor. Tarayıcıda doğru görünen bir başlık, kaynakta bambaşka olabiliyor.
Sayfanın Üstüne Çizilen Bulgular
Rapor okumak yerine sayfanın kendisine bakıyorsunuz. Başlıkları haritalıyor, alt niteliği hiç olmayan görselleri işaretliyor (bilerek boş bırakılmış alt="" ile karıştırmadan; o ikisi farklı şey), nofollow ve sponsored linkleri gösteriyor, "buraya tıklayın" gibi belirsiz bağlantı metinlerini ayıklıyor ve sayfanın en büyük içerik ögesini işaret ediyor.

Yapay Zekâ Botlarına Görünürlük
Sitede llms.txt var mı, bir de robots.txt'ten okunan sekiz botluk tablo: GPTBot, ClaudeBot, Google-Extended, PerplexityBot, CCBot ve diğerleri. Arama artık yalnız Google demek değil. İnsanlar sorularını cevap motorlarına da soruyor ve sitenizin onlara açık olup olmadığını bilmeniz gerekiyor.

Klasikler
Başlık ve açıklama hem karakter hem piksel ölçüsüyle duruyor. Piksel önemli; çünkü Google karakteri değil piksel genişliğini kesiyor. Yanında arama sonucu önizlemesi, başlık ağacı, iç ve dış linkler rel dağılımıyla, görsel alt metni kapsaması var. Open Graph ve Twitter Card önizlemeleri de öyle. JSON-LD blokları, her birinin hangi zengin sonuca aday olduğuyla listeleniyor. Son olarak hreflang etiketleri, kelime sayısı, okunabilirlik ve anahtar kelime yoğunluğu.
Hız, Sekmenin Kendi İçinden
LCP, CLS, INP, FCP, TTFB, DOM kilometre taşları ve aktarım boyutları. Uzak bir sunucunun tahmini değil; sayfanın gerçekten açıldığı yerdeki ölçüm. PageSpeed portalımızda anlattığımız metriklerin sekme içindeki karşılığı.
Bulguları Yapay Zekâ Asistanınıza Devretmek
Kod yazarken yapay zekâ asistanı kullanıyorsanız burası emeğini çıkarır. Tek düğme, bulguları asistanınızın uygulayabileceği bir görev belgesine çeviriyor: ne bulundu, hangi dosyaya bakılacak, hangisi kesin hata ve hangisi sizin kararınızı bekleyen gözlem.
Belge her zaman İngilizce. Bu eksik çeviri değil, bilinçli bir tercih; çünkü kod asistanları İngilizce talimatı daha isabetli uyguluyor.
Neyi Yapmaz
Sınırlarını söylemeyen tanıtım metnine ben de güvenmem. O yüzden kendi sınırlarımızı yazayım.
Bu bir sayfa aracı, site aracı değil. Açık olan sekmeye bakıyor. Bin sayfalık bir siteyi baştan sona taramak istiyorsanız işiniz Derin Tarama ya da SEO Analizi tarafına düşer.
Sıralama hakkında bir şey söylemez. Konumunuzu, rakiplerinizi ve arama hacmini bilmez; bunlar dış veri kaynağı ister, bu eklenti ise hiçbir dış servise bağlanmaz. Aynı sebeple backlink de göstermez.
Sayfanın kendi sunucusuna dört istek gider: robots.txt, llms.txt, bir HEAD ve bir GET. Bunlar sizin sitenize gider, bize değil.
Kısaca
On page SEO yıllardır yayın sonrası bir iş olarak yapıldı. Oysa o işin yapılması gereken an, sayfanın henüz kimseye açık olmadığı an. Bu boşluk bana gerçek bir eksiklik gibi göründü; biz de kapattık.
Eklenti Chrome Web Store'da ve ücretsiz: On Page SEO Checker. Kurun, localhost:3000 adresinizi açın, çalıştırın. Sayfanızın durumunu herkesten önce siz görün.





